14 Temmuz 2012 Cumartesi

Çekilin! Ben ciddi düşünüyorum!

Erkeklerin uzun yıllara (ve kadınların da bunca yıldır ders almamışlığına) dayanan klasik taktiğidir: Ciddi düşünüyorum.

Bizim Kamil yıllardır onunla bununla takılmış, her çiçekten bal almış ve artık saçları dökülmeye başladığı ve göbeği kontrolden çıktığı için "ciddi düşünmeye" başlamıştır. Oysa bebekler, ciddi düşünenden korkacaksınız. Böyleleri yılların koşturmasına alıştıklarından olsa gerek ciddi düşündükleri kızı seçmekte de bayağı zorlanırlar. "O mu olsa, bu mu olsa?" derken arada dünya kadar kızı heder eder, beddua toplamayı bir hobi edinirler.

Sevgili Kamil, bilmeni isterim ki "ciddi düşünüyorum" diye gideceği düğüne abiye arayan kız misali "ciddi kız" aranmaz. O niyetle yola çıktığını söyleyenden korkarım. Gün gelir bulduğun kızlardan birine "bundan olur" dersin o ayrı ama "ciddiyim, çok ciddi... vallahi" nidalarıyla gezen erkeğin Kamilce dilinde "bugün kiminle sevişsem acaba?" diye haykırması daha dürüst bir davranış olur...

Sonuç olarak bebeğim, daha açık ol... Sevişmek istiyorsan söyle...

12 Temmuz 2012 Perşembe

1 İleri 2 Geri!

Madem ki son geceden bodozlama bir giriş yaptık, dağılalım, dağıtalım, karmaşıklaşalım, akılımz karışsın, ilk günlere dönelim...

Şimdi bu Kamil kişilerinin davranış bozukluluklarını inceleyeceğimiz bir deryaya daha düşmeye hazır mısınız?

Taktik  : 1 ileri , 2 geri

Peki bu taktik nasıl çalışır?
Kamil kişisi seninle ilgilendiğini belli edecek bir mesaj atar, sen bu duruma inanamazsın, zaman zaman da inanamamalısın zaten de bazı durumlarda gaza gelme reaksiyonuna inanamazsın. Neyse... Diyelim için çıtırdandı, bi kıpırdandın... İşte bunu belli etmeye başladığın an itibariyle o mesajların satırla havada kesilen ananastan bir farkı kalmaz bebeğim. Çat diye kesiliverir, aklın almaz, inanamazsın. O noktada sakın saçmalamaya niyetlenme. "Hımmm soru sormadım ki neye cevap verecek", "bu konu bitti başka bir konu bulayım" gibi triplere girip "sen bilmem nereye gitmiş miydin?" "eee nasıl geçiyor gecen?" gibi sırf sonunda soru işareti var diye zırvalama. Anla artık minnoşum, bu bir taktik ve yüzyıllardır böyle çalışır. 1 ileri, 2 geri.
Annenin göster ama verme taktiğiyle aynı mantıkta düşün bak.

Neymiş, ilgilendiği anda ilgiyi keser gol atman için topu sana paslar. Biz ki futbol zihniyetini içselleştirememiş amelikte kızlar olduğumuzdan o top bir türlü gola çıkmaz.

1. durumda sen pası güzelce karşılar ve topu filelerle öpüştürüsün ki bu mesajları yazarken kendine "ohaaa kızımm" , "yok artık bunu da yazdım ama..." diye dev devasa şaşkınlıklarını dizginleyemezsin. Bu tür durumlarda erkeği kandırmanın en kolay yolunu küçük seksi cümlelerle halledeceğimizi düşünürüz ki bu hep işe yarar, mesajların sıklığı tekrar gözle görülür şekilde artar ve bir kesilir , pir kesilir, siksen muhabbet eskisi gibi olmaz... Her türlü öyledir de aranızdaki tek muhabbet senin göğüslerin onun pipisi olur kesilir...

2. durumda ise sen de ilgilendiğini belli edersin, ama naz niyaz 1500 cevaplar verirsin, arada da onun taktiğiyle bir iki güzel ve flörtöz kelime sıkıştrırsın. İşte o noktada hooopppp çıkmazı dediğimiz mağmalarda boğulduğun an gelir çatar. Bu, mesajların sıklığını arttırmadığı gibi seni de telefona yapışık bırakır. Avının da kendinle ilgilendiğini farkeden dişi aslan ormanda bir o kalsa koşa koşa veririm modeline çoktan girer...
Pardon ya! çok belgesel izlemenin verdiği yanılsamalar bunlar... Kendimi alamıyorum!
neyse, mevzuya dönelim hemen, kaynamasın... 

İşte bu noktada cevaplar hala 1/2 ölçüdeyse kız kısmısı hafiften hırslanır, sinirlenir, anlamadı mı acaba diye düşünüp konunun bokunu çıkarır ama taktik tam da burda işe yarar.

1 adımla mehteran seromonisine bağlayan Kamil artık geri giden 2 adımla kızı kendine hırsla birlikte aşık eder ve fare tuzaktaki peynire aldanır...

Bu noktadan sonra konu bir türlü karşılıklı beğenini dile getirdiğin ve seksolojik noktaya bir daha gelmez, taki vaad ettiklerini görene kadar... Bu noktada muhabbet abuk sabuk, saçma sapan bahaneler bulup abik gubik mesajlarla devam eder ki fonra sinirle karışık ezgiler yankılanır:

Yar yine bana HARAM geceler....

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bodozlama Son Gece!


Ne kadar birikmiş Kamil varsa hepsini bir bir pazara sermek niyetiyle çıktığımız bu yolda etrafta mandra zihniyetiyle dolanan o öküzler olduğu sürece hiç konu bulmakta zorlanacağımı sanmıyorum aslında ama başlangıcı bodozlama yapmakta fayda var...

Lafı uzatmanın anlamı yok bebeğim, sen yine öyle san , kafanı taşlara vura vura öğreneceksin zaten ama bir de benden dinle istiyorum. Belki aklın başına gelir, temkinli olursun, önüne gelene ilk kez aşık oluyormuş gibi zırvalamazsın...

O zaman hadi gel son akşamdan başlayalım...
Belki de ilk ve son.. Neyse hepsi birbirinin aynı aslında.

Hani "film izleyelim mi" diyor ya Kamil, yapacak ve konuşacak bir şey bulamadığında, sen ne sanıyorsun bilmiyorum ama öncesinde yaptığınız "ne tür olsun, konusu ne olsun, bir de bu film var, bunu merak ediyorum" falan gibi zırvaların bir ehemmiyeti yok aslında... Sen yine entellektüel olduğunu düşünebilirsin ama Kamil'in film milm umrunda değil. Türü cinsi olmasa, mümkünse konusuz olsa bodozlama sevişerek başlasa gece...

Hadi yokla hafızayı, hangi film başladığı gibi bitti? Ayyy sen hiç öyle düşünmemiştin di mi? Kıyamam....

Kanepedeki vızırtılar(sigara, bira şişesi, küllük, kumanda)  kaldırılıp bir bir sehpaya dizilir filmin ilk 10 dakikası süresince. Olabildiğince yatak odası sesiyle "Rahatmısın öyle"ler, "İstersen uzat bacaklarını böyle"ler, "Ben bugün çok yorulmuşum, uzanabilir miyim şöyle, sen de uzan istersen"ler... Piç oldu ulan film! Jenerikten öteye izlenmedi...

Bi de böyle romantik romantik minik minik öpücükler... 10 dakika sonra tokatlaya tokatlaya hayvan gibi sevişecek oysa... Ulan Kamil, nasıl da romantik takılıyorsun işine gelince.

Işıklar zaten sönük film bahanesiyle, 37 ekran olsa bir sinema ambiyansı kurulur ya o başı bozuk evlerde ben en çok onun hastasıyım. Nasıl bir milletiz ulan biz, hala fantazi deneyimimiz sinema salonunda kaçamak sevişmekten öteye geçemiyor!

Neyse bebeğim, olacaklar bunlarla da sınırlı değil, "sabah birlikte kahvaltıya gideriz, gazeteler, Boğaz," diye cikleyerek başlayan akşam, Kamil'in anıra anıra boşalmasıyla son bulur ki, o saatten sonra altın kaplasan boş! Geçmişler ola. Zııırrrr Zırrrrr çalar telefon, bir arkadaşı kaza geçirmiştir, annesi rahatsızlanmıştır, iş yerine hırsız girmiştir.Olmaz mı sanıyorsun? Gerekirse kıyamet bile kopabilir...

An itibariyle sağ elin telefona yapışık, bekle bebeğim... Bi de daha da acınası hale düşmek için saçma sapan mesajlar at,"annen nasıl" "arabada çok hasar var mı" falan diye... Evet halletsin işlerini mutlaka arayacak, çünkü sen boşalmadın ama çok güzel seviştiniz, aşıksınız ve bu kadar uyumlu bir çift olamaz değil mi?

Sen öyle san...





10 Temmuz 2012 Salı

Nereden çıktı bu şimdi?

Başbaşa bir Pazar kahvaltısından sonra başbaşa televizyon izleyip saçmasapan geyikler yaparken bulduk kendimizi... Hava sıckatı, ikimizin de üzerinde rahat şeyler vardı. Televizyonda da Aşk-ı Memnu'nun 128. tekrarı! İkimizde de inanamayan, anlam veremeyen bir hal, bir ifade vardı!

Sonra dedim ki: "Tam bir orospu çocuğuymuş!"

Bu blog da oradan çıktı. Benim 2 haftadır birlikte olduğumu sandığım orospu çocuğu Kamil tarafından bir kızla boynuzlanmam sonrasında sevgilisi olmayan iki kız olarak başbaşa yaptığımız Pazar kahvaltısından sonra mal gibi en paspal halimizle televizyonun karşısında oturmuş tombul Behlül'ü izleyip erkekleri anlamaya çalışırken bu blogu yazmaya karar verdik.

Bugüne kadar biz hiçbir şey anlayamadan kaç ilişkimiz bitmişti? Ya da başlayamamıştı? Birimizin kafası bulutların üzerindeyken ancak diğerinin kafası çalışıyordu doğru düzgün. Zira "aynı anda hem akıllı hem aşık olamazdın", Joan Baez'in dediği gibi. Peki bunca yıldır tüm orospu çocuklarından ve sınırlı sayıda karakterli adamdan öğrendiklerimizi bir araya getirsek, güçlerimizi Voltran misali birleştirsek bu adamları çözebilir miydik?

Eh, bir deneyelim dedik...